| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
ilköğretimde matematik etkinlikleri matematik resimleri sbsmatematik

sbs matematik

Yazılar arşiv 02.2009 Other entries in 2009-02 resimler , videolar

SBS'de "Braill Alfabeli, Sesli" soru kitapçıkları

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu sene yapılacak Seviye Belirleme Sınavı'nda (SBS) görme engelli öğrencilere sınav sorularını Braill alfabesinde ve CD ortamında sesli soru kitapçığı şeklinde sunacak.

Öğrenciler kullanım becerilerine göre bunlardan birini seçerek sınava girecek.

Edinilen bilgiye göre, bakanlık sınavlarda görme yetersizliği olan öğrenciler için büyük kolaylık sağlayacak bir uygulama başlattı. Uygulamanın daha önce denemesinin yapıldığı ve başarılı bulunduğu öğrenildi.

SBS'ye girecek az gören öğrenciler için 18 puntolu soru kitapçığı ve cevap kağıdı basılacak. Az gören öğrenciler tek kişilik salonlarda sınava alınacak ve bu öğrencilerin soru muafiyeti olmayacak, başarı puanı tüm sorular üzerinden hesaplanacak.

Sınava girecek ''görmeyen öğrenciler'' ise tek kişilik salonlarda okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde sınava alınacak. Bu öğrencilere sınavda ek olarak 30 dakika ek süre verilecek.

 Görmeyen öğrencilere, sınav sırasında sorular Braill alfabesinde hazırlanmış soru kitapçığı, CD ortamında (MP3 dosyası olarak seslendirilerek) sesli olarak veya resim, şekil ve grafik içeren sorulardan muaf olarak basılmış soru kitapçığı şeklinde sunulabilecek.

İşitme yetersizliği olan öğrenciler de tek kişilik salonlarda sınava alınacak, sınav süresine 30 dakika ek süre verilecek.

 

Yatağa bağımlılığı olan ya da sağlık kurumunu terk etmeleri sakıncalı olan öğrenciler ise durumunu sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri halinde, tedavi gördükleri sağlık merkezinde sınava alınacak.(AA)

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Çocuklar not verilmeden de öğrenebilir

İsviçre'nin eğitim alanında tanınmış en ünlü profesörlerinden olan Remo Largo (65) sınav stresi ve kötü not alma korkusunun çocukların öğrenme kabiliyetlerini engellediğini söyledi. 30 yıldan buyana Zürih şehir idaresinde eğitim projeleri sorumlusu olarak çalışan Prof. Largo'nun çocuk eğitimi üzerine yazdığı üçünçü kitabı yeni piyasaya çıktı. "Bebeklik Yılları" ve "Çocukluk Yılları" adlı iki eseri İsviçre'de en önemli eğitim kitapları olarak tanınan Rema Largo, "Çocukları yarınlara hazırlarken onları sınav stresine sokmak yarardan çok zarar veriyor. Üst üste yapılan sınavlar ve notlandırma çaresizlik sisteminin bizlere dayattığı bir durumdur. Öğrenciler kötü not alma endişesinden uzak tutulmalı. Çocuklar not verilmeden de öğrenebilir." diye konuştu. 

Üçüncü eseri "Öğrencilik Yılları" adlı kitabı yeni piyasaya çıkan Prof. Largo, dünyada son yıllarda yaşanan globalleşme nedeniyle her ülkenin bilinen klasik eğitim düzeninde reformlar yapması gerektiğine dikkat çekiyor. Largo, "Bizim İsviçre'de üst üste sınavlara dayanan düzenimiz bir çaresizlik sisteminin ürünüdür. İsviçre'de not verilmeden ve sınav olmadan çocukların birşey öğrenemeyeceği sanılıyor. Bu baştan sona çok yanlış bir düşünce." dedi.
Eğitimcilerin, "Her çocuğun mutlaka bir güçlü yanı vardır." gerçeğinden hareket etmeleri gerektiğinin altını çizen Prof. Rema Largo, "Çocukların bu güçlü yönlerini keşfedip, açığa çıkarmak okulun ve öğretmenlerin görevi olmalı. Çocuklar ancak böylelikle yarınlara öz güveni gelişmiş insanlar olarak yetiştirilebilir. Eğitimde bu dönüşümün sağlanması için az öğrencili sınıflara ihtiyaç var. Bunun çok masraflı olduğunu ileri sürenler olabilir. Ancak son ekonomik krizde özellikle bankaların paraları ne kadar boşa harcadıkları ortaya çıktı. Keşke bu paraların bir bölümü çocukların eğitimine yönlendirilseydi." temennisinde bulundu. (CİHAN)

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

SBS kılavuzları yayınlandı

Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) kılavuzları Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlandı. SBS'ye başvurular 2 Martta, PYBS'ye ise 23 Martta başlayacak. 


Sınavlarla ilgili tüm işlemler,  http://www.meb.gov.tr , http://oges.meb.gov.tr  ile "http://e-okul.meb.gov.tr" adreslerinden yapılacak. Tüm işlemler, e-Okul sistemi kapsamı içinde elektronik ortamda gerçekleştirildiği için öğrencinin e-Okul sisteminde kayıtlı olması gerekiyor. 

İlköğretim 6, 7 ve 8'inci sınıfların gireceği SBS'ye başvurular, 2-20 Mart 2009 tarihleri arasında olacak. 

SBS'ye başvuracak öğrenciler T.C. kimlik numarası ile başvuru ücreti olan 10 TL'yi belirtilen tarihler arasında T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankası şubelerine yatırabilecek. Öğrenciler, sınav ücreti yatırma işlemi için bankaya herhangi bir havale ücreti benzeri gider ödemeyecek. Öğrenciler, sınav ücretini yatırdığı banka dekontunu saklayacak. 

Öğrenciler ayrıca başvuru döneminde okul müdürlüğüne, kırtasiye, internet, fotokopi giderleri için okul aile birliği makbuzu karşılığında 2 TL ödeyecek. 

Süresi içinde bankaya sınav ücretini yatırmayan öğrenciler başvuru yapmamış sayılacak. 

SBS, ilköğretim 6'ıncı sınıfların sınavı 13 Haziran, 7'inci sınıfların 7 Haziran, 8'inci sınıfların 6 Haziran 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek. 

İlköğretim 8'inci sınıfın SBS sonuçları 13 Temmuz 2009 tarihinde ilan edilecek. 

 

 İlköğretim 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11'inci sınıfların gireceği PYBS için başvurular, 23 Mart-3 Nisan 2009 tarihleri arasında alınacak. İlköğretim 6, 7 ve 8'inci sınıf öğrencilerinden PYBS'ye girmek isteyenler için SBS sonuçlarına göre PYBS puanı hesaplanacak. Bu öğrenciler ayrıca bir sınava girmeyecek. 

İlköğretim 5, 6, 10 ve 11'inci sınıflar için sınav 3 Mayıs 2009, ilköğretim 6'ıncı sınıflar için 13 Haziran 2009, ilköğretim 7'inci sınıflar için 7 Haziran 2009 ve ilköğretim 8'inci sınıflar için ise 6 Haziran 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek. 

Sınava başvuracak öğrenciler, 10 TL sınav ücretini T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası veya Türkiye Halk Bankası şubelerine yatırabilecek. 

PYBS'ye ilköğretim 5, 6, 10 ve 11'inci sınıflardan başvuracak öğrenciler sınav ücretini başvuru tarihleri içinde, ilköğretim 6, 7 ve 8'inci sınıflardan başvuru yapacak öğrenciler ise sınav ücretini 2-20 Mart 2009 tarihleri arasında yatıracak. Bu öğrenciler SBS ile sınava girecekleri için ayrıca sınav ücreti yatırmayacak. PYBS sonuçları 31 Temmuz 2009 tarihinde duyurulacak. 

 

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Dördüncü sınıf okul başarısının ipucunu verir

Çocukların eğitim sorunları ilkokul dördüncü sınıfa kadar kendisini pek göstermez. Sorunlar, özellikle dördüncü-beşinci sınıftan sonra ortaya çıkar ve çocuğun geleceğiyle ilgili ipuçları verir. Ama normal zekadaki bir çocuk, bu sorunları rahatlıkla atlatabilir.....

İlkokulu güçlükle tamamlamış bir çocuğun, ortaokulda başarılı olma şansı var mı? 
Bu, çocuğun zekası ve yaşadığı sosyal çevreye göre değişir. Çocuğun zekası yeterli değilse, bütün öğrenim hayatı boyunca vasat olarak kalacaktır. Ama ortaokulla birlikte sosyal çevre değişiyorsa, normal zekada bir çocuk başarılı olabilir. İlkokul dördüncü sınıfa kadarki okul başarısı, çocuğun daha sonraki eğitim hayatındaki durumu çok belirlemez. Ama dördüncü, beşinci sınıftan sonra geleceğiyle ilgili önemli ipuçları ortaya çıkar. Bize de sorunlar en çok birinci sınıf, dördüncü sınıf ve altıncı sınıfta gelir.

İKİNCİ DÖNEME DİKKAT!
Neden sorunlar özellikle bu sınıflarda çıkıyor? 
Bunlar, çocuğun zekasını gösterdiği sınıflardır. Çocuğun eğitim geleceği bu sınıflarda şekillenir. Birinci sınıftan geçen çocuk dörtte, dördüncü sınıftan geçen çocuk altıncı sınıfta takılabilir. En geç şubat veya mart aylarında veliler profesyonel yardıma başvurur. Birinci dönemde konular çok yenidir, ancak ikinci dönemin başında konular zorlaşır, çocuklar da zorlanmaya başlar. O yüzden ikinci dönem sıkıntılar ciddi boyuta çıkar. Hatta nisan ve mayıs dönemi sıkıntılar artarsa; aile, yeni okul ve yeni sınıf arayışına bile girebilir.

Ödev yapma alışkanlığı bulunmayan bir çocuğa ödev sorumluluğu nasıl kazandırılır? 
Öncelikle çocuğunuza evde ödev yapabileceği sabit bir alan ayarlayın. Olabiliyorsa oda olsun. O odayı çocuğunuzla döşeyebilirsiniz. Ama aşırıya kaçmayın, çok algı olmasın. Çizgi film kahramanlarını falan tercih etmeyin. Çalışma köşesi sade olsun. Gerekirse çocuğun ödev saatinde televizyonu kapatın. Çocuk, okuldan geldikten bir saat sonra derse oturmalı. Ödev yapımında 20 şer dakikalık çalışma süreleri ayarlanmalı ve kısa aralar veya geçişlerin olması sağlanmalı. Olabildiğince her gün aynı saatlerde ödev yapmalı. Programlı yaşam çocuklara çok uygundur. Matematik, fen bilgisi, coğrafya, Türkçe gibi zor ve ağır dersleri, bir zor bir kolay olacak şekilde sıralayın. Örneğin önce matematik sonra Türkçe, sonra fen bilgisi sonra belki biraz resim gibi... Ödevlerini bitiren çocuğunuza karşı ödüllendirici olun. Sorumluluklarını yerine getirmesi karşısında duyduğunuz mutluluğu ona gösterin.


En verimli ders çalışma yöntemi nasıl olmalı? 
Bunun için tek bir reçete yoktur. Çünkü çocukların öğrenme stilleri ders çalışma yöntemini belirler. Bırakın; kendi programını ve çalışma yöntemini kendisi belirlesin.

Bilgisayar, başarısız olan bir çocuğa yardımcı olabilir mi? 
Bilgisayar eğitiminde çocuk ezberden kurtulur. Araştırmalarda bilgisayarlı öğretimin klasik öğretime göre yüzde 24 etkili olduğu tespit edildi. Ancak sadece bilgisayara dayalı öğretim çocuğa zarar da verebilir. Bilgisayar, eğitime destek olmalı.
sabah 

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Dyscalculia Nedir?

Toplum olarak matematik notumuz kırık. Yapılan araştırmalar ise matematik öğrenememenin de bir hastalık olduğunu gözler önünü seriyor. Peki, nedir bu hastalık ve tedavisi ne?

Söz konusu hastalığın adı Dyscalculia; matematik öğrenme bozukluğu. Beyingücü Dergisi, bu konuyu gündeme getiren popüler eğitim ve bilim yayınlarından biri olarak dikkat çekiyor. Daha önceki sayılarında Dyscalculia'nın ne olduğuna dair yazılara yer veren dergi son sayısında Dyscalculia'nın üzerinde çalışmalar yapılan güncel bir olduğu hatırlatılıyor. Dergi bu sayısındadyscalculia’nın belirtilerini hatırladıktan sonra tedavi yöntemlerine de değiniyor.

Dyscalculia’nın Belirtileri

Sayılarla çalışmada zorluk Matematiksel sembollerin kafa karıştırması Basit bilgileri uygulamada zorluk (toplama, çıkarma, çarpma, bölme) Mantık açısından matematikte zorlanma Zamanı anlatmada zorluk Yönlerle ilgili zorlanma Matematikteki genel kavramları anlayamama ve hatırlayamama Stratejik planlamada beceri eksikliği (örn: satranç oynarken) Sayıların geçtiği öğrenmelerde hafıza zayıflığı Dyscalculia Nasıl Teşhis Edilir? Öğretmen veya anne-baba çocukta yukarıdaki semptomları fark ettiyse çocuğun bu bozukluğa sahip olup olmadığını kolayca aydınlatabilir. İlk adım olarak aile doktorunuza danışabilirsiniz. Muhtemelen sizi bir uzmana yönlendirecektir. Uzman birtakım testler yaparak bu bozukluğun var olup olmadığını saptayabilir.

Dyscalculia’sı olan bir çocuk ortalama yahut ortalamanın üstünde bir zekâya sahiptir. Fakat matematik alanında bu başarısını açığa çıkaramaz. Bu noktaya dikkat etmek gerekir.


Dyscalculia Nasıl Tedavi Edilir?

Dyscalculia teşhisi konulan çocuğa devlet okulunda genellikle IEP (Bireysel Eğitim Planı) verilir ki çocuk bu sayede özel bir eğitimciden bireysel matematik alanında özel eğitim alabilsin. Dyscalculia’nın tedavisi yoktur, fakat zamanında fark edilip müdahale edilirse bu çocuklar matematik öğrenebilir ve fonksiyonel hale gelebilirler. Genellikle öğretim, çoklu duyulara ilişkin metotlar ve diğer alternatif metotlarla öğretiliyor ve matematik becerisi kazandırılmaya çalışılıyor. Nitekim basmakalıp öğretiler dyscalculiası olan çocuğa hiçbir yarar sağlamayacaktır.


Dyscalculiası olan çocuğuma nasıl yardım edebilirim?

* Evde matematik oyunları oynayın, genel kavramları gözden geçirin ve pratik yapın. Matematiğe temas etmek yani matematiği hayatın içine almak çocukların en azından basit kavramları algılamalarını kolaylaştıracak bir yoldur.

* Düşündürücü problemler üzerinde çalışın. Resim boyayarak ya da çizim yaparak çocuğunuzun problemi anlamsına yardımcı olabilirsiniz. Çocuğunuzun matematiksel bir algıyla resim çizimlerine veya grafiklere bakmasını sağlayın ve problemi çözmeden önce çocuğunuzun kullandığınız materyalleri anlaması için zaman verin.


* Çocuğunuza problemi sesli bir şekilde okutun ve bunun çocuğunuza yardımcı olup olmadığını inceleyin. Problemi anlayabilmesi için günlük hayattan örnekler verin. Çocuğunuzun zihnine sayıların iyice yer etmesi için grafiklerle süslenmiş kağıtlar kullanabilir ve türlü oyunlar geliştirebilirsiniz. Çocuğunuzun öğretmeniyle görüşebilir, ödev olarak karışık ve dağınık olmayan worksheetler vermesini isteyebilir ve görsel herhangi bir şeyle çocuğunuzun meşgul olmasını engelleyebilirsiniz.

* Dyscalculiası olan çocuğunuza yapabileceğiniz en önemli şey asla vazgeçmemek olacaktır. Unutmayın ki; farklı öğretme metotlarıyla her şey öğrenilebilir!

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Yeni sistemde neler değişecek?

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sınavının birinci basamağının mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayısının biraz daha artmış, ikinci basamağının da eskiden uygulanan iki basamaklı sistemin gelişmiş hali olduğunu belirtti.
Yarımağan, YÖK'ün kararıyla gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni sisteminin ana hatlarını anlattı. Yeni sistemin iki aşamadan oluştuğunu, ikinci aşamada yabancı dil dahil toplam beş ayrı sınav uygulanacağını ifade eden Yarımağan, birinci aşamanın Nisan başlarında, ikinci aşamanın da Haziran sonlarında iki hafta sonu cumartesi-pazar günleri gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdi. Yarımağan, ''Yeni sistem, eskiden uygulanan iki basamaklı sınava dönüş değil ama eskinin tam gelişmiş hali denilebilir'' dedi.
Üniversiteye girişte 1999'da geçilen sistemin olumsuz etkileri olduğunu belirten Yarımağan, ÖSS'de ortak derslerin okutulduğu 9. sınıftan sonra soru yöneltilmediği için öğrencilerin bu sınıftan sonraki sınıfların derslerine ilgi göstermediğini belirtti. Dolayısıyla öğrencilerin üniversiteye ''yetersiz'' geldiklerini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu:

''Mesela Matematik'ten, Fizik'ten, Kimya'dan 9. sınıf sonrasından hiç soru sormuyorduk. Sormadığımız için de öğrenci o konuları sınıfını geçecek kadar çalışıyordu, çok fazla kendini vermiyordu. Hatta şöyle olumsuz durumlarla ilgili bize bilgi geliyordu: Bazı öğretmenler öğrenciye destek olmak için 11. sınıf programındaki dersi anlatmıyor, (nasıl olsa bu konu üniversite sınavında sorulmuyor) diye 9. sınıf ve ilköğretimdeki konuları tekrar ediyor. Amaç, daha çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazansın, hem öğrenci avantajlı çıksın hem de okul daha çok öğrenciyi üniversiteye soktuğu için avantajlı çıksın. Bu, çok olumsuz bir durumdu.

Bu nedenle 2006'da biz bu olumsuz durumu kısmen düzeltmek için sistemi değiştirerek, mümkün olduğunca lise müfredatını kapsayan sorular sormaya başladık. Tabii bunu yaparken seçmeli derslerden değil, zorunlu derslerden sorular soruyoruz. Yalnız bu değişikliği yaparken 1999 öncesine, yani iki basamaklı sınava olduğu gibi dönmedik. Tek oturumda bunu gerçekleştiren bir model oluşturduk. Tek oturumda, yani şu anda uygulanan sistemde hem ortak müfredata dayalı sorular hem de lisenin son yıllarında okutulan zorunlu alan derslerine dayalı sorular soruyoruz. Bu değişiklik, sistemin getirdiği eski olumsuzlukların bir kısmını düzeltti. Öğrenci artık 9 ve 10. sınıftaki Matematik, Fizik, Kimya, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslere önem veriyor.'' Yarımağan, mevcut sistemin de bazı olumsuzlukları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tek oturumda, 195 dakika süre vererek, bu süre içinde öğrenciden çok şey istiyoruz. Bu süre içinde 10-15 dersteki bilgisini bize aktarmasını bekliyoruz. Bu, ölçme açısından çok sağlıklı bir ortam değil. Öğrenci örneğin 15 dakika Coğrafya, 20 dakika Tarih, 10 dakika Sosyoloji, 10 dakika Kimya sorusu cevaplayacak. Birbiriyle çok da ilişkili olmayan sorulara cevap verecek. Üstelik bazı derslerden öğrencinin bilgisini tam ölçmek de mümkün olmuyor. Mesela Sosyoloji'den 3, Coğrafya'dan 8-10 soru soruyoruz. 3-5 ya da 8-10 soruyla öğrencinin belirli derslerdeki bilgilerini ölçmek çok da sağlıklı olmuyor.

Mevcut sistemin olumsuzlukları, kısa sürede birbiriyle çok da ilgili olmayan derslerden ölçme yapılması, ders düzeyindeki soru sayıları çok az olduğu için ders düzeyinde ölçümlerin çok sağlıklı olmaması, puanlar hesaplanırken ders düzeyinde değil ders grubu düzeyinde hesaplama yapılması... Mesela biz şu anda Fen puanı hesaplıyoruz. Fen puanının içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ayrımı yapmıyoruz. Oysa yerleştirme sırasında üniversitelerdeki bazı programlar için belki Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya'yı ayrı ayrı ölçmekte yarar var. Ayrıca mevcut sistemde tüm sorular çoktan seçmeli. Tüm soruların çoktan seçmeli olmasının eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Öğrencinin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün bunları dikkate alarak yeni bir model geliştirdik.''

''ÖLÇME-DEĞERLENDİRME AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR SİSTEM''


Yarımağan, yeni sistemde ''soru türlerinin değiştirilmediğini, tüm soruların yine çoktan seçmeli test şeklinde olmaya devam edeceğini ancak ders düzeyinde ve o dersten daha çok soru yöneltilerek bir ölçme yapılacağını'' vurguladı.

Yarımağan, ''Öğrenciler bir sınavda birbiriyle ilgisiz konulardan değil, birbiriyle ilgili birkaç dersten sorulara cevap verecek. Ölçmeyi eşit sürelerde yaparak, ders puanlarının karşılaştırılabilir puanlar olmasını sağlayacağız. Yani, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bir sistem oluşturuyoruz. İleriye dönük olarak da çoktan seçmeli test soruları dışındaki soru türlerinin sorulabileceği bir ortam yaratmaya, bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz'' diye konuştu.

2010'da uygulanacak iki aşamalı sınavın ilk aşamasının ''mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayılarının biraz artmış hali'' olduğunu belirten Yarımağan, soru sayısının ne kadar artacağına ilişkin kararın henüz verilmediğini ifade etti. Yarımağan, ''Şu anda uygulanan ÖSS'de ilk testlerde 30'ardan toplam 120 soru soruyoruz. 120 sorunun üstüne ikinci testler soruluyor ve öğrenci toplam 180 soru yanıtlıyor, 195 dakika da süre veriliyor. Yeni sistemde soru sayısı 160-180 dolaylarına çıkabilir. Verilen süre artmayacak, muhtemelen 3 saat olacak'' dedi.

Yarımağan, birinci aşamanın sonunda adaylar için sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç puan türü hesaplanacağını ancak bu puanların aralıklarının ne olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Birinci aşamadaki puanlarla meslek yüksekokulları ve açıköğretime girilebileceğini ifade eden Yarımağan, ayrıca bazı lisans programlarına da bu puanlarla girilebilmesine yönelik düşünceleri olduğunu söyledi.

İKİNCİ AŞAMA NASIL YAPILACAK?

Birinci aşamada başarılı adayların ikinci aşamaya başvurma hakkı kazanacağını kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada dört ana alanda sınav yapılacağını, yabancı dil sınavının da ayrıca gerçekleştirileceğini ifade etti. Yarımağan, ikinci aşamadaki dört sınavın nasıl yapılacağını şöyle anlattı:

''Aslında bu sınavlar, bugünkü mevcut sistemde iki numaralı testlere karşılık geliyor. Matematik-Geometri, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji), Edebiyat-Coğrafya ve Sosyal Bilimler (Tarih-Coğrafya ve Felsefe grubu) sınavları var. Aday, bu dört sınavdan hangilerine gireceğini bize başvurarak, bildirecek. Normal koşullarda adaylar bu sınavlardan ikisine girecekler.

Ortaöğretimde bitirdikleri alana ve gitmek istedikleri bölüme bağlı olarak, bu sınavlardan ikisine girmeleri yeterli olacak. Örneğin Fen-Mühendislik alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar, örneğin Matematik ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavına girecek. Buna karşılık İktisat-İşletme grubundaki programlara gitmek isteyenler ikinci aşamada Matematik-Geometri sınavıyla Edebiyat-Coğrafya sınavına girecek. Sosyal Bilimler alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar ikinci aşamada Edebiyat-Coğrafya sınavı ile Sosyal Bilimler sınavına girecek. Yani adayların çok büyük çoğunluğu iki sınava katılacak.

Yabancı dil puanıyla öğrenci alan programlara gitmek isteyen adaylar ise sadece yabancı dil sınavına girecek. Yabancı dil sınavına gireceklerin diğer dört sınavın hiçbirine girmelerine gerek yok. Ama aday birden çok gruptaki programlara gitmek, mesela hem Fen-Mühendislik programlarından hem de İşletme-İktisattan tercih yapmak istiyorsa o zaman dört sınavın üçüne girecek. Bir aday isterse bu beş sınavın beşine de girebilir. Ama bu çok istisnai bir durum olur. Bence adayların yüzde 99'u iki sınava, küçük bir kısmı üç sınava girecek. Dört ve beş sınava giren sayısı istisna olur.''

ÖLÇME NASIL YAPILACAK?

Yarımağan, yeni sistemde ''ölçme-değerlendirmenin'' bugünkü sistemden farklı yapılacağını bildirdi. Öğrencinin başarısının ''ders düzeyinde'' ölçüleceğini ifade eden Yarımağan, yeni sistemin en önemli özelliklerinden birinin bu olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

''İkinci aşamadaki sınavlarda mesela bir Fen puanı, Sayısal, Sözel ya da Eşit Ağırlıklı puan olmayacak. Aday hangi sınava girmişse o sınavdaki tüm derslerin puanı hesaplanacak. Mesela bir Fizik, bir Kimya, bir Biyoloji puanı olacak. Düşündüğümüz başka bir şey, soru kitapçıklarını da derslere göre ayırmak ve süreleri buna göre sınırlamak. Yani öğrenciye 'Al sana 180 dakika, Fizik, Kimya, Biyoloji sorularını bu sürede cevapla' demeyeceğiz. Sınavda adaylara Fizik sorularını vereceğiz belli bir süre sonra alıp, Kimya sorularını, ardından diğer dersin sorularını vereceğiz. Bu durumda bütün adaylar mesela Fizik sorularını aynı sürede cevaplayacak. Dolayısıyla Fizik notları, eşit sürelerde cevaplanacağı için birbiriyle karşılaştırılabilir notlar olacak.

Şimdi mevcut sistemde öğrencinin Fizik notlarını hatta Fen puanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bazı şüpheler var. Çünkü mevcut sistemde Fen sorularını cevaplamak için bir aday yarım saat harcıyor, diğer bir aday bir saat harcıyor. Yarım saat ve bir saat gibi farklı sürelerde cevaplanan soruların sonuçlarını birbiriyle karşılaştırdığınızda bu eşitsizlik oluşturuyor. Yeni sistemde ölçmenin daha sağlıklı olmasını sağlayacağız. Zaten gerek lisede, gerekse üniversitedeki tüm sınavlarda bu şekilde yapılıyor. Öğrenci hiçbir zaman lisede Fizik ve Kimya sınavına birlikte girmiyor. Üniversitede de böyle.''

HESAPLAMA

Adayların yerleştirme puanları hesaplanırken hem ilk aşamadaki sınavda hem de ikinci aşamada katıldığı sınavlardaki başarıların dikkate alınacağını vurgulayan Yarımağan, birinci aşamadaki sınavın etkisinin ne kadar olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Yarımağan, hesaplamada izlenecek yolu şöyle aktardı:

''Örneğin Fen-Mühendislik programlarına girerken kullanılacak olan puanlar için birinci aşama artı ikinci aşamadaki Matematik-Geometri ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavı... Dolayısıyla aday toplam üç sınava girmiş olacak. Bu üç sınavın sonuçları hesaplama yapılırken birbirine yakın oranlarda kullanılacak. Üç sınavın içinde tabii alt testler var. Mesela birinci sınavda Türkçe, Fen testleri vardı, ikincisinde Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji. Bunların hepsini kullanarak çok sayıda puanlar oluşturacağız. Örneğin sayısal grup için bir tek puan olmayacak. Bugünkü sistemde sayısal için tek bir puan var ve bu puan hem tıp fakültesi hem hemşirelik hem eczacılık hem fizik mühendisliği hem bilgisayar mühendisliği hem astronomi hem makina mühendisliği, hem ziraat mühendisliği gibi birbiriyle benzer olmayan programların hepsi için kullanılıyor.

Yeni sistemde farklı puan türleri oluşturarak her puan türü için o puan türünün gerektirdiği bilgilerden oluşturulmuş bir sistem geliştireceğiz. Mesela tıp fakültesi için eğer Kimya ve Biyoloji bilgisi daha önemliyse tıp fakülteleri için bu derslerin ağırlığını biraz arttıracağız, tıp fakülteleri öğrenci alırken bu derslerin ağırlıklı olarak hesaplandığı puan türünü kullanacak. Makina mühendisliğine girerken Matematik ve Fizik'in ağırlığının daha çok hesaplandığı puan türleri kullanılacak. Bir tane sayısal puan yerine belki adı sayısal da olmayan örneğin 5-6 veya 8-10 tane çeşitlendirilmiş puan türü olacak. Yani ana puan türleri kendi içlerinde çeşitlendirilecek.''

Yarımağan, üniversitelerdeki hangi programların, hangi derslerin ağırlıklı olduğu puan türlerini kullanacaklarının fakültelerin de görüşü alınarak belirleneceğini ifade etti.

''3-5 YIL SONRA SINAVDA 'AÇIK UÇLU' SORU SORABİLİRİZ''

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da uygulanmaya başlanacak yeni üniversiteye giriş sisteminde farklı derslerin söz konusu olmadığını belirterek, ''Adaylar bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar'' dedi.

Yarımağan, yeni sınav sisteminde ''adaylar açısından hiçbir şeyin değişmediğini'' belirtti. Adayların aynı şekilde çalışmalarını sürdürmelerini isteyen Yarımağan, şöyle konuştu:

''Varsayalım öğrenci ortaöğretimden fen alanından mezun. Bu öğrenci tıp, mühendislik ve fen fakültelerinden tercihler yapmak istiyor. Bu öğrenci birinci sınava girecek, belli bir başarı gösterecek. İkinci aşamada matematik-geometri ve fizik-kimya-biyoloji sınavlarına girecek. Bunların sonucunda aday için örneğin 10 tane puan türü varsa 10 tane puan hesaplanacak. Sonra aday tercihlerini yapacak ve birine yerleşecek.'' ''Yeni sistemde en büyük zorluğu ÖSYM'nin yaşayacağını'' ifade eden Yarımağan, özellikle soru hazırlayan öğretim üyesi sayısının artırılacağını kaydetti. Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Adaylara büyük bir zorluk gelmiyor çünkü aynı derslerden aynı tür sorular gelecek. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler ve sınav stresini biraz daha yaymış olacaklar, bilgilerini daha rahat ortaya koyabilecekler.

Öğrencilerin farklı derslere çalışması söz konusu değil. Bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Bugünkü sistemde biyolojiden sadece 10 tane soruya cevap veriyorlarsa yeni sistemde biyolojiden, sayısını bilemiyorum, belki 25-30 soruyu cevaplayacaklar, bilgilerini daha ayrıntılarıyla ortaya koyma fırsatı bulacaklar. Hazırlık açısından da 3 soru yerine 5 soru yapacakları için daha çok çalışmalarına gerek yok. Aynı konulara aynı derslere çalışacaklar. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar.''

Yarımağan, ikinci aşamadaki sınav sürelerinin ve soru sayılarının da henüz belirlenmediğini anlatarak, ''Kişisel fikrimi söylüyorum, ikinci aşamadaki sınavların süreleri daha kısa, örneğin 2.5 saat olabilir. Örneğin matematik-geometri sınavı belki 2.5 saatlik bir sınav, soru sayısı 100-120 olabilir. Soru sayısı 100 ise örneğin 80'i matematik, 20'si geometri olabilir. Belki fizik, kimya, biyoloji soruları eşit sayıda olabilir. Soru sayıları haftalık ders saatleri, o derslerin ağırlıkları dikkate alınarak belirlenecek'' diye konuştu.

SINAVDA ''YAZILI'' DÖNEMİ


Yarımağan, iki aşamalı sınav sisteminde ilerde adaylara ''açık uçlu soru'' yöneltmeyi planladıklarını bildirdi. Bu yöntemin aday sayısının azalması durumunda uygulamaya konulabileceğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti:

''Sınava girecek öğrenci sayısının bu yıl 1.5 milyonun altında olacağını, önümüzdeki birkaç yıl içinde de her yıl 50 bin, 100 bin azalarak 1 milyona yaklaşacağını tahmin ediyorum. Bu durumda örneğin 3-5 yıl sonra sınava başvuran aday sayısı 1 milyon 200 bin dolayındaysa, ikinci aşamaya başvuran aday sayıları 200-500 bin dolayında olacak. Mesela fen bilimleri sınavına başvuran sayısı 200-250 bin, matematik-geometri sınavına başvuran sayısı 500-600 bin olabilir. Bu sayılarda başvuru gelirse sınavda açık uçlu sorular yöneltilebilir.

Sınavda test usulünün getirdikleri ve götürdükleri var. Test usulünde sınavı çok objektif yapıyorsunuz, değerlendirmesi çok hızlı ama buna karşılık öğrencinin düşünme sistemini sınırlıyor. Yeni sistemde ise açık uçlu sorular olabilir ama tabii proje soruları gibi çok uzun sorular soracak değiliz. Yine cevabı kısa olan sorular sorulacak. Bu tür bir sınavda çok farklı cevapların verilebileceği tartışmalı sorular sorulmaz. Cevabı net, kesin olan sorular sorulur. Açık uçlu sorularda farklı soru türleri vardır. Örneğin 10 tane farklı cevabı olabilecek bir soru sorulabilir. Aday bunlardan kaç tanesini cevapladıysa ona göre puan alabilir.''

''Matematik sınavında açık uçlu soru nasıl olacak?'' sorusu üzerine Yarımağan, ''Aday nihai sonucu nasıl elde ettiğini gösterecek. Bu değerlendirilecek'' dedi. Yarımağan, açık uçlu soru yönteminin başta İngiltere olmak üzere birçok ülkede kullanıldığını belirterek, ''Komşumuz Yunanistan'da da uygulanıyor'' diye konuştu.

ORTAÖĞRETİM BAŞARI PUANI

Yarımağan, yeni sistemde de yerleştirme puanları hesaplanırken ortaöğretim başarı puanının ekleneceğini ifade etti. Ortaöğretim başarı puanının sınav puanına eklenmesi kuralının yasada yer aldığına işaret eden Yarımağan, ''Üniversiteye girişte öğrencinin ortaöğretim başarı puanını YÖK'ün belirleyeceği biçimde eklenecek. Ancak nasıl alınacağı konusunda henüz kesinlik yok. YÖK bunu ayrıca kararlaştıracak'' dedi.

Yarımağan, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı uygulamasının bir ihtiyaçtan doğduğunu belirterek, bunun da devam etmesinden yana olduğunu söyledi.

(AA)

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

11 saat hareketsiz ders çalışınca öldü

Cerrah olma idealiyle yola çıkan genç doktor, tıpta uzmanlık sınavına hazırlanırken aniden fenalaşarak yaşamını yitirdi. 

24 yaşındaki Merve'nin 11 saat hareketsiz ders çalışmasına bağlı olarak akciğer embolisine kurban gittiğini ortaya çıktı.

Merve Şengil, Mayıs 2008'de dönem sekizincisi olarak Cerahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Ardından da cerrah olabilmek için Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) hazırlıklarına başladı. Odasından bile çıkmadan gece gündüz çalışan genç doktor, 9 Eylül gecesi aniden fenalaşınca hemen hastaneye kaldırıldı, ancak kurtarılamadı. Adli Tıp Kurumu'ndan gelen otopsi raporu ise ölümünün ardındaki gerçek nedeni ortaya çıkardı. 11 saat boyunca hareket etmeden bilgisayarın karşısında oturmuş, hareketsizliği bağlı olarak bacak damarlarında oluşan kan pıhtısı akciğere ulaşmış (emboli) ve ölümüne neden olmuştu.

Uzman Görüşü

'Hareketsizlik riskli'

Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu: "Uzun uçak veya otobüs yolculukları ve ameliyat sonrası uzun süre hareketsizlik emboliye sebep olabilir. Embolide pıhtılaşan kanın gittiği son nokta çok önemlidir. Pıhtı kalp ya da akciğere ulaşırsa ölümçül olabilir."

'Genetik olabilir'

Doç. Dr. Mustafa Erelel: "Riskli durumlarda, belli periyotlarla hareket etmek veya pozisyon değiştirmek faydalıdır. Genç yaşlarda sebepsiz olması genetik yatkınlığı akla getirir. Ailesinde ani ölüm olan kişiler dikkatli olmalıdır."

(Sabah)


 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Yabancı okullar için ortak sınav

İstanbul, İzmir ve İçel'de faaliyet gösteren özel yabancı ortaöğretim okulları, 2009-2010 öğretim yılında öğrencilerini Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak ortak bir sınavla alacak. Dün başlayan sınav başvuruları, 16 Mart tarihine kadar Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'www.meb.gov.tr'adlı internet adresinden gerçekleştirilecek. Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme Sınavı (OKS) sisteminin son bulması üzerine İstanbul, İzmir ve İçel'de faaliyet gösteren 17 özel yabancı ortaöğretim okulu sınavla öğrenci alacak. Ülke genelinde 8. sınıf öğrencilerinin katılabileceği sınav Seviye Belirleme Sınavı'ndan (SBS) önce 31 Mayıs Pazar günü yapılacak. Sınavda Milli Eğitim müfredatına uygun sorular sorulacak.
 
632 

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Çocuk Yetiştirirken İhtiyacınız Olacak 13 Altın Kural

İngiltere'nin Londra şehrindeki "Guy's Hospital" hastanesinde çocuk psikiyatrisi servisinde yatmakta olan Kevin Hickey (15) adlı bir çocuk doktorlara göre anne ve babasının kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düşmüştü. Yapılan zeka ve kültür testleri Kevin 'in aslında son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koyuyordu. Kevin bir gün hasta yatağında kağıdı kalemi eline aldı, kendi durumunu anne ve babasını düşünerek anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı. Küçük Kevin 'in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere'de doktorların bir numaralı rehberi.

 


1- Beni şımartmayın. Her istediğim şeyi elde edemeyeceğimi biliyorum, Sadece sizi deniyorum.
2- Bana tatlı-sert davranmaktan çekinmeyin. Bunu tercih ederim benim daha güvenli hissetmemi sağlar.
3- Benim kötü huylar edinmemi engelleyin. Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.
4- Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin. Benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.
5- Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin. Aslında sizden değil beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.
6- Herhangi bir şeyin sonucunda beni kurtarmayın. Bazen acı veren bu yolla öğrenirim.
7- Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin. Bunları yenecek güçteyim.
8- Düşüncesizce yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin. Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın.
9- Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı unutmayın. Bunun için ara sıra yanlışlarım çıkar.
10- Dürüstlüğümü fazla zorlamayın. Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.
11- Tutarsız olmayın. Benim kafamı iyice karıştırır ve size olan güvenimi sarsar.
12- Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın. Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.
13- Unutmayın ki büyümek için sizin çok ve anlayışlı sevginize muhtacım, ama bunu size söylemem gerekmez değil mi? 

 

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

KİM 5 İSTER YARIŞMASI

kim 5 ister 

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri