| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
ilköğretimde matematik etkinlikleri matematik resimleri sbsmatematik

sbs matematik

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

Açık lise daha erken bitirilebilecek

Açık ilköğretim ve lise öğrencileri okullarından daha kısa sürede mezun olacak. Milli Eğitim Bakanlığı'nca başlatılan çalışmayla halen 3 yılda bitirilebilen ilköğretimin ikinci kademesi bir yılda tamamlanabilecek.

4 yıllık eğitim veren açık lise öğrencileri ise 2,5 yılda mezun olabilecek. Önümüzdeki günlerde Talim ve Terbiye Kurulu'nda görüşülüp Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in onayına sunulacak yönetmelik taslaklarına göre, açık ilköğretim ve lisede bir yılda iki yerine 'üç dönem' olacak. Açık ilköğretim için her dönem bir yıl anlamına gelecek ve bir yılda 3 yıllık eğitim yapılacak. Açık lisedeki 8 dönem ise 2,5 yılda tamamlanacak.

Zaman'a konuşan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yaşı ilerlemiş insanların daha kısa sürede açık ilköğretim ve liseyi bitirebilmesini istediklerini söyledi. Çelik, "Yaşı 30-40'ı bulmuş insanlara 'ilköğretimi bitirmek için 3 yıl daha bekle' veya 'liseyi 4 yıldan önce bitiremezsin' demek mantıklı değil. Sınavları geçebiliyorlarsa daha kısa sürede mezun olabilsinler istiyoruz." dedi.

Bu öğretim yılında 141 bin öğrencinin olduğu açık ilköğretim okulunun 2009-2010 öğretim yılı yeni kayıt işlemleri 2 Şubat-30 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Açık ilköğretimdeki öğrencilerin yüzde 60'ı 21-30 yaş grubunda yer alırken, 60 yaşın üstünde bile öğrenciler bulunuyor. Yaş sınırlaması olmadan ilköğretim diploması olan herkesin başvurabildiği ve liseden ayrılanların da gidebildiği açık lisede ise 325 bin öğrenci 'aktif' olarak okuyor. Açık lisenin 9 Ocak'ta başlayan 2008-2009 öğretim yılı II. dönem yeni kayıt başvuruları ise 6 Şubat'ta sona erecek.

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

MARANGOZ

marangoz

 

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşvereni olan müteahhide, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi ve ailesiyle birlikte daha özgür bir yaşam sürme tasarısından söz etti. Çek olarak aldığı ücretini elbette özleyecekti. Fakat yine de emekli olmak ihtiyacındaydı. Müteahhit, marangozun ayrılma kararına üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti. Bu teklif marangozun hiç hoşuna gitmedi, ama kabul edip işe girişti. Ne var ki gönlü yaptığı işte değildi. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Hayatında yaptığı en berbat, dayanıksız evi yaptı. İşini bitirdiğinde, müteahhit evi gözden geçirmek için geldi ve içeri girmeden evin anahtarını marangoza uzattı, “Bu ev senin, sana benden hediye, ömrünün kalan kısmını bu evde yaşayacaksın, güle güle kullan” dedi. Marangoz çok şaşırmış ve çok utanmıştı. Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı?  

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR

İmam-ı Gazali, çocuk eğitiminde, anne babanın rolüne vurgu yaparak, eğitimin aile içinde şekillendiğini belirtir. Çocukların, gelecekte, adil, paylaşımcı, sevecen, saygılı ve yardımsever birer insan olabilmeleri için, ailenin sofrada bazı kuralları vermesi gerektiğini söyler. Yani bir yerde, aile bireylerini bir araya getiren sofranın çocuğun eğitiminde önemli bir rolü olduğunu belirtir. Gazali'ye göre sofrada anne babanın çocuğa vermesi gereken kurallar şunlardır:

1- Ebeveyn, çocuğa sofraya başlamadan önce besmele çekmeyi öğretmeli, yemekten sonra şükretmeye teşvik etmelidir.

2- Çocuk etrafındaki insanları rahatsız etmemeli, ağız şapırdatmamalı, yemeği üstüne başına dökmemelidir.

3- Çocuk yemeği önünden yemeli, başkalarının alanına geçmemelidir.

4- Çocuk yemek yerken, kardeşlerinin hakkını da düşünmeli ve kendine düşen kadarını yemeli.

Gazali'nin de ifade ettiği gibi, çocuk burada sadece karnını doyurmakla kalmıyor, aynı zamanda, etrafındaki insanların haklarına saygı göstermeyi, tok gözlü olmayı, saygıyı, hürmeti öğreniyor. Tabi, Gazali kendi çağının kurallarına uygun olarak böyle bir tavsiyede bulunduğundan bugün bu kuralları anlamakta güçlük çekebiliriz. Çünkü, burada eski kadim gelenekte olduğu gibi, büyükçe bir kabın etrafında dizilmiş, aynı kaptan yemek yiyen çocuklar kast ediliyor. Kardeşler birbirlerinin haklarına saygısızlık yapmamayı, adil olmayı, paylaşmayı, fedakarlık yapmayı burada öğreniyorlar.

Yaşadığımız çağda, yemeklerimizi, modern masalarda, ayrı ayrı tabaklarda yiyoruz. Ama aynı kuralları, aynı tavsiyeleri içinde bulunduğumuz şartlara uyarlayarak çocuklarımıza faydalı olabiliriz. Zamanın içini kendi öz değerlerimizle doldurarak, medeniyeti önce evlerimizde inşa edebiliriz. Evlerimiz, bizi içinde bulunduğumuz sosyal kaoslardan, yozlaşmış kültür kırıntılarından, isyan kokan yüzlerden, kulaklarımızı tırmalayan seslerden koruyan bir yer değil midir? İslâm'ın gönüllere aktığı ev Erkam'ın evi değil midir? Evlerimiz, sadece sığındığımız bir liman değildir, aynı zamanda bir eğitim yuvasıdır. Burada aile bireyleriyle hoşça vakit geçirir, sevgiyi, paylaşmayı, sabrı öğrenir, hayatı tanırız. O yüzden yaşadığımız mekan, ya da çağ ne olursa olsun, biz yine insanca yaşamın formüllerini burada yani evimizde oluştururuz. İşte Gazali de, modern insanın karın doyurmak olarak algıladığı yemeği, aile bireylerinin ev ortamında, sevgi alış verişinde bulunduğu, adil olmayı, paylaşmayı öğrendiği bir davranış olarak değerlendiriyor. Çünkü burada çocuk, ailenin eğitiminden geçiyor ve topluma öyle çıkıyor.

Altı çocuklu bir arkadaşımın aynı tutumu kendi evinde uyguladığına şahit oldum. Burada, kardeşler tencereyi alıyor ve kişi başına kaç tane dolma düştüğünü, kaç kaşık çorba alırsa diğer kardeşlerinin haklarını da korumuş olacağını hesaba katıyor.

İnancımızın ve kültürümüzün kurallarını bulunduğumuz zamana taşımamız gerekir diye düşünüyorum. Çağlar değişir, evler, mekanlar, yaşam tarzları, iş, eğitim... her şey değişebilir ve insanlar belki de daha iyi hayat şartlarına ulaşabilirler. Ama inancımızın temel düsturlarını, bulunduğumuz zamana taşımak her birimiz için bir şiar olmalıdır. Bizler de modern çağın, insana vurduğu darbelerle meşgul olmak yerine bulunduğumuz bu şartlara kendi geleneğimizin, inancımızın unsurlarını nasıl taşırız; bunu tartışmalıyız.

Her nedense, geçmişe özenirken, geleceğimizi bir türlü kuramıyoruz. Geçmişte, şöyle kültür, şöyle insanlık, şöyle dayanışma ruhu... vardı, o zaman insanlar yiğittiler, şimdi bizde bir şey kalmadı der dururuz. Şunu ifade edeyim, geçmişte de insanların sorunları vardı, şimdi de var, gelecekte de olacaktır. Bize düşen, mevcut imkanlar dahilinde, insanca yaşamaya gayret göstermek olmalıdır. Bu konuda yeterli bir bilinçlenmeye ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Bizler, artık, eskiden her şey çok farklıydı demek yerine, bu gün biz bu şartlar dahilinde sorunlarımıza nasıl bir çözüm getirebiliriz ya da değerlerimizi bu şartlarda nasıl inşa edebiliriz diye düşünmeli ve harekete geçmeliyiz.

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Çocuklar için üniversite

Almanya'nın Wuppertal kentinde kısa bir süre önce Avrupa'nın ilk "Junior Üniversitesi" açıldı. Bu üniversitede çocuklar ve gençlere not baskısı olmadan bilimsel eğitim veriliyor.

"Çocuklar bizim geleceğimiz" sözü her kültürde dile getirilen bir ifadedir. Bu söz aslında gençlere karşı sorumluluğu da artırıyor. Geleceğimiz olan bu gençlerin iyi bir eğitim almalarının sağlanması önemli. Wuppertal'deki Junior Üniversitesi'nin de amacı bu. Ancak kurumun hedefi not ve başarı baskısı olmadan, genç öğrencilere matematik, doğa bilimleri ve teknik gibi konuları sevdirmek. Bu nedenle eğitim de diğer kurumlardakine göre biraz daha farklı oluyor.

Radyodan ses nasıl gelir? Ya da elektrik, prize nasıl ulaşır? Aklında bu gibi sorular bulunan herkes, cevaplarını Wuppertal'deki Junior Universitesi'nde bulabiliyor. Burada çocuklar ve gençler, bilimin faklı yanlarını öğreniyor.

Üniversitenin fikir babası olan Prof. Dr. Ernst-Andreas Ziegler, verilen eğitimi şöyle özetliyor:

"Junior Üniversitesi, Avrupa genelinde tek. Burası, dört yaşından itibaren çocukların ve gençlerin lise sonuna kadar matematik ve doğa bilimleri konusunda bilgilendirildikleri özel bir eğitim kurumu. Not ya da başarı baskısı olmaksızın, tek hedef çocukların ve gençlerin eğlenerek öğrenebilmelerini sağlamak. Biz herhangi bir materyali takip etmiyoruz, bir okul gibi çalışmıyoruz, sadece çocukları bütün hayatları boyunca öğrenmekten keyif ve neşe duyacakları biçimde şekillendirmek istiyoruz."

600 öğrenci okuyor

Bu ütopik eğitim konsepti öğrenciler ve veliler tarafından büyük bir heyecanla karşılanmış. Bekleme listesinde olanların sayısı da bir hayli yüksek. Şu anda üniversitedeki öğrencilerin sayısı 600 civarında ve bunun artacağı yönünde göstergeler var. Junior Üniversitesi'nde okumak öğrencilerin deneyler yoluyla deneyimler edinmeleri anlamına geliyor. Üniversitedeki "maceralı matematik" ya da "doğa bilimleri sihirli laboratuarı", hepsi merak uyandıran kavramlar.

Eğlenerek öğreniyorlar

Üniversitenin konsepti, bağımsız deneyler ve pratik deneyimlerin kombinasyonuyla çocukların doğrudan öğrenmesini sağlamak. Wuppertal'daki üniversitede zoolog olan Prof. Dr. Gela Preisfeld, bilimin her zaman karmaşık olması gerekmediğini belirtiyor. Preisfeld, "Görevlerimizden biri, her zaman karmaşık bilgileri alıp onları küçük elementlere dönüştürmek ve düzenlemek. Ve tamamen düşük seviyelerdeki ya da küçük seviyelerdeki çocuklar için böyle bir şey yapmak oldukça zor" ifadelerini kullanıyor.

Büyük öğrenciler de ders veriyor

Bu sadece orada çalışan eğitmenler için zorlu bir görev değil. Üniversitedeki eğitmenlerin ve ekonominin en üst düzeyindeki isimlerin yanı sıra, üst sınıflardaki öğrenciler de burada eğitim veriyor. Roket projesiyle daha önce ödül alan Stefan Rath da bunlardan biri. Rath okul arkadaşları Thorben Heckt ve Jan Ehrke ile birlikte genç öğrencileri roket tekniği hakkında bilgilendiriyor.

Stephan Rath, genç öğrencilerle çalışmaktan mutluluk duyuyor. Yaptığı işi bir zorluk olarak görmeyen Rath, şöyle konuşuyor:

"Burada, Junior Üniversitesi'nde her branştan eğitmenler var. Wuppertal'daki üniversitenin eğitmenleri burada da eğitim veriyorlar. Bizim diğerlerine göre daha fazla avantajımız olduğunu düşünüyorum. Diğer eğitmenler belki daha yaşlı ya da farklı bir pozisyonları var. Ben bizim avantajımızı şöyle görüyorum. Yaş itibariyle öğrencilere daha yakınız ve onları daha iyi anlayabiliriz. Biz bunda bir dezavantaj görmüyoruz. Aslında durum bunun tam tersi".

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

çıldırtan soru

 soru

 

İlköğretim okulları 3’üncü sınıflara dağıtılan ‘İlköğretim Matematik 3 Öğrenci Çalışma Kitabı’nda yer alan mantık sorusu tartışma çıkarttı.

MİLLİ Eğitim Bakanlığı tarafından ilköğretim okulları 3’üncü sınıflara dağıtılan ‘İlköğretim Matematik 3 Öğrenci Çalışma Kitabı’nda yer alan mantık sorusu tartışma yarattı. Bu sorunun ilköğretim üçücü sınıf öğrencileri için ‘kazık soru’ olduğu belirtilirken, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, konuyu Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'na iletme kararı aldı.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İlköğretim Okulları için, Hülya Nalan Mamaç, Nevzat Ünsal ile Fatma Derya Yavuz’un yazdığı yeni müfredata göre hazırlanan İlköğretim 3’üncü sınıf Matematik Öğrenci Çalışma Kitabı’nın 85’inci sayfasındaki soru dikkat çekti. Kitapta, ‘İlginç’ başlığıyla verilen soru şöyle:

“Levent ve Bülent oğullarıyla balık tutmaya gittiler. Levent oğlunun tuttuğu balığın iki katı kadar balık tuttu. Bülent de oğlunun tuttuğu balığın iki katı kadar balık tuttu. Toplam 21 balık tutulmuştu. Levent’in oğlunun adı Mert’ti.
- Bülent’in oğlunun adı nedir?
- Her biri kaç balık tutmuştur?”

TALİM TERBİYE KURULU'NA İLETİLDİ

Konya İl Milli Eğitim Müdürü Halil Şahin, yeni müfredatta ezberciliğin yerine çocukların araştırmaya yönelik bir eğitim görmelerinin hedeflendiğini söyledi. Kitapta yer alan ‘kazık soru’ ile ilgili uzmanlarla değerlendirme yaptıklarını belirten Halil Şahin şunları söyledi:
“Sorunun soruş şekli, rakamların içerisinde verilen bilgiler, bir babanın evladının isminin ne olup olmadığı yok. Herkesin soruyu görür görmez cevabı şu diyeceği bir şey yok. Arkadaşlarımızla toplanıp konuyu Talim Terbiye Kurulu'na iletme kararı aldık.”

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Gençlerle düşünülen sistemi konuştuk

Geçtiğimiz günlerde Samanyolu Haber'de İsmail Baran ve Hakan Baykal 'ın sunduğu "Eğitim Zirvesi" programına katıldım. Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi'nden yayınlanan programda 2010'da üniversiteye giriş sisteminde beklenen değişiklikler konuşuldu. Yıllardır öğretmen lisesi öğrencilerine ve velilerine ÖSS ile ilgili seminerler veriyorum. Gençlerin ÖSS'ye bakışları çok ciddidir. Bu da beni daima mutlu etmiştir. Zaten üniversiteye giriş sonuçları da, bu okulların gençleri ne kadar ciddi, güvenilir ve iddialı bir ortamda hazırladıklarını gösteriyor. Kısacası verdikleri eğitim ve öğretimi beğenirim.
Önce öğrencilerle, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan 'dan sistemde yapılması düşünülen değişiklikle ilgili aldığım kesinleşmemiş ön bilgileri paylaştım. Düşünülen sınav sisteminde, üniversiteye giriş sürecinin ön koşulu, öğrencilerin Temel Düzey Seçme Sınavı' na (TDSS) girmesine bağlanıyor. Bu sıralama sınavının içeriği ilköğretim ve tüm lise türlerinin 1'inci sınıf ortak müfredat konularından oluşacak. Çıkacak sorular öğrencilerin, o konularla ilgili temel kavram ve ilkelerini ölçecek. Daha düşünce aşamasında olan bu sınav, bence 2006'dan önce uygulanan ÖSS'deki gibi sayısal ve sözel bölümlerinden oluşabilir. Bölümlerden elde edilen netler ise sayısal ve sözel puan katsayısıyla değerlendirilebilir. Sınavın nisanda uygulanması planlanıyor. Adaylar aldığı puan doğrultusunda, 2 ya da 4 yıllık meslek yüksekokulunu seçebilecek. Ayrıca bu sınav sonuçlarıyla Açıköğretim ve özel yetenek sınavıyla öğrenci alan fakültelere de başvurulabilecek. Bunların dışında bazı lisans programları için de bu sınavın puanları öngörülüyor. Bu sınavın en önemli rolü ise, adaylar belirtilen barajı aşabilirlerse haziranda uygulanacak "Ders Düzeyi Seçme Sınavı'na" (DDSS) girebilecek.
Üniversitelerin iyi derecede temel donanımı öngören bölümlerinde eğitim almak isteyen adaylar ise Ders Düzeyi Seçme Sınavı'na (DDSS) girmek zorunda. Sıralama niteliğinde, ileri düzeyde bir sınav olarak tanımlanan DDSS, haziranın ikinci yarısında (2 buçuk hafta sonu), beş aşamada gerçekleştirilebilecek. Aşamalar matematik, Türkçe, fen, sosyal ve yabancı dil ile ilgili ders düzeylerindeki sınavlar olacak. Yerleştirmede, puan türü başarısı yerine ilgili programın matematik, Türkçe, fen, sosyal ya da yabancı dil ağırlıklı olmasına bakılarak belirlenecek derslerdeki başarı puanı esas alınacak. Puanların oluşumunda, ortaöğretimle paralellik açısından, liselerdeki alanlar ve zorunlu dersler kullanılacak.

Kafalardaki soru işaretleri
Daha sonra öğrenciler bu konuyla ilgili sorular yönelttiler. Ben de bir elçi olarak bu sorulara köşemde yer vererek yetkililere aktaracağımı belirttim. İşte gençlerin üniversiteye girişte düşünülen değişiklikle ilgili kafalarına takılanlar:
1-) Bu sistemde alan seçimi çok önemli. Bazı bölümlerin (psikoloji, sosyoloji gibi...) puan türü değişecek mi?
2-) Bu tür sınavlara girişte kısıtlama getirilecek mi?
3-) Sınavlarda okulun önemini hissettiren ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı kullanılacak mı?
4-) Bu sistemde de alanları destekleyen katsayı farkı olacak mı?
5-) Nisanda yapılacak sınavın (TDSS), hazirandaki sınava (DDSS) etkisi olacak mı?
6-) Testlerin katsayıları, bölümlerin özelliğine göre değişecek mi? Örneğin, fizik; tıp için A, mühendislik için B katsayısıyla mı değerlendirilecek?
7-) Sorular okul müfredatında ki zorunlu derslerin konularından çıkacağına göre, TürkçeMatematik alanı öğrencilerine Sosyal Bilimler testinde coğrafyanın dışında ne sorulabilir?
Aynı sorun Sosyal alanı için geçerli. Matematik zorunlu değil. Bu gruplar için Matematik testi olacak mı?
9-) Meslek liselerinin durumu ne olacak? Gençler bu sistemi, daha akademik alt yapıyla seçeceği için beğendiler. Son derece haklılar. Ayrı bir zaman diliminde her dersten düzey sınavına girecekleri için, bilgileri gerçekçi değerlendirilecek. Değerli okurlarım, takdir edersiniz ki her yenilikte olduğu gibi, bu sistemde de aksayan yönler olabilecek. Öneri getirmeden hemen eleştirmeyelim. YÖK en iyisini yapmaya çalışıyor. Bu günlerde sistemi masaya yatırdılar A'dan, Z'ye tartışıyorlar. Kendilerine göre doğru sonuç oluştuğunda, bunu kamuoyuyla paylaşacaklar. Şu anda sınavın değişebileceğinden dolayı özellikle 11 ve 10'uncu sınıf öğrencileri tedirgin. Bununla ilgili açıklama bence temmuza kalmamalı, şubatta yapılmalı. Bu açıklama doğrultusunda, 2010 ve 2011'de sınava girecek gençlerimiz de geç kalmadan gerekli hazırlık programlarını yapabilsin. Açıklamayı geç yapıp, onları ve ailelerini üzmeyelim.
sabah

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Yeni sistemde öğrenme yaklaşımı

Anne babalara tavsiyeler

İlköğretimde öğrencilerin başarısı için öğretmene düşen görevlerin yanında anne-babaya düşen görevler de vardır. Fakat başarıda asıl belirleyici unsur öğrencinin kendisidir. Öğretmenlerin önemli bir kısmı, mesleğe başladıktan uzun yıllar sonra geri dönüp baktıklarında ilk öğretmenlik yıllarında ilkokul öğretmenlerinin davranışlarını taklit ettiklerini fark ederler. Bu durum bize ilköğretimin öğrenci için ne anlam ifade ettiği konusunda önemli ipuçları vermektedir.

Öncelikle çocuklarımızın yüksek başarısı için inanmamız ve farkında olmamız gereken ilkeler şunlardır:

Her çocuk kendine özgü yaratılmıştır. Öğrenme süreci her öğrencinin öğrenmesini kolaylaştıracak şekilde tasarlanmalıdır.

"Öğrenmeyi öğrenme" becerisini kazandırmak öncelikli hedeftir. İnsanlara her gün bir balık vereceğimize balık tutmasını öğretmeliyiz. Bunun için okuma alışkanlığı yoluyla bilgi ve kavramlar; karakter eğitimi yoluyla değerler; uygulama yapılması yoluyla beceriler geliştirilmelidir.

Her bilgi, öğrencinin kendisi tarafından keşfedilmelidir. Öğretmen ve anne-baba öğrenmek amacıyla soru sorarak (imtihan etmek için değil), görüş alışverişinde bulunarak, öğrencinin düşünme ve bilgiyi keşfetme becerisini geliştirmelidir. Hiç bir bilgi sizin keşfettiğiniz bilgi kadar değerli değildir. Tanımlardan uzak durmalı, çocuğa sorular sorarak cevapları bulması sağlanmalıdır.

Daha iyi öğrenme sonuçları elde edebilmek için öğrencilerin öğrenmeyi istemeleri sağlanmalıdır. Bunun için öğrencinin öğrendiği önceki bilgileri hatırlaması sağlanmalı ve bu bilgileri kullanmasına fırsat verilmelidir. İnsanın bilgileri hatırladığını ve onları kullanarak bir eser ortaya koyduğunu görmesi, öğrenmek için daha istekli olmasını sağlar.

Her çocuk farklı yaratılmıştır. Dolayısıyla her çocuk farklı yöntem ve teknikle daha iyi öğrenir. Öncelikle öğrencinin hangi yöntem ve teknikle öğrenebildiğini tespit ederek eğitim - öğretim materyallerimizi bu özelliklere göre hazırlamalıyız. Örneğin; görerek ve duyarak öğrenen bir çocuk için not tutturarak (yazdırarak) öğretmeye çalışmak tam bir işkenceye dönüşecektir.

Anne-babalar olarak neler yapmalıyız

Çocuklarımızı  en iyi biz tanıyoruz. Okulla ilgili hoşlandığı veya hoşlanmadığı şeyleri onlarla konuşmalıyız. Başarısızlık nedenlerini tespit etmeliyiz. Öğretmenleri ve rehber öğretmenleriyle iletişim kurarak yüksek başarı kazandıracak yöntem ve tekniklerde mutabık kalmalıyız.

Henüz derste işlenmemiş yeni konuları öğretmeye çalışmamalı bunu öğretmenlerimize bırakmalıyız. Görevlerde (ödevlerde) sadece yönlendirici soru sorarak ve geçmiş öğrenmelerini hatırlamasını sağlayarak katkıda bulunmalıyız. Çünkü beyin tembelliği alışkanlık haline gelebilir. Bu bizim görevimiz değil çocuğumuzun görevidir.

Eğer öfkelenmeyeceksek çocuğumuza katkı yapmaya çalışmalıyız. Çocuğumuzun en büyük korkularından biri bizim sevgimizi ve güvenimizi kaybetmektir. Küçümseme, eleştirme, yargılama, emsalleriyle karşılaştırma, başarısızlıkla suçlama, çocuğumuzun özgüvenini kıracak, önemli yeteneklerinin körelmesine neden olacaktır. Her fırsatta onu takdir ettiğimizi fark ettirmeliyiz.

Varsa okulla ilgili yaşadığı duygusal sorunlarında çocuğumuza yardımcı olmalıyız. Bunun için çocuğumuza özel zamanlar ayırmalı; onunla konuşmalı, dertleşmeliyiz. Çünkü öğretmenini ve arkadaşlarını sevmesi yeni öğrendiği bilgi ve becerileri de severek kullanmasına katkıda bulunacaktır.

En önemli görevimiz örnek olmaktır. Düzenli olarak okuyarak örnek olmalıyız. Televizyon ve vb. eğlence araçlarını önce kendimiz sonra çocuklarımız için sınırlandırmalıyız. Bilgi kavramlarla öğrenilir. Okumak, kelime ve kavram hazinemizi arttırarak daha hızlı ve kalıcı öğrenmemizi sağlar.

Hayat boyu öğrenme için, "öğrenmeyi öğrenme" becerisini kazandırmak en önemli hedefimiz olmalıdır.

Nasıl daha başarılı olabilirsiniz?

Sevgili gençler; Bugüne kadar başarılı olan pek çok insanın hayat hikâyesini öğrenmiş veya duymuşsunuzdur. Peki, onları hayatın akışı içinde kaybolup giden başarısız insanlardan ayıran neydi biliyor musunuz?

"Eğer bir işi başarabileceğine inanıyorsan, ne kadar güç olursa olsun, başarırsın. Ama kendini, dünyadaki en basit bir şeyi yapamayacak biri olarak görürsen, köstebek tepecikleri bile senin tırmanamayacağın kadar yüksek tepeler halinde görülür."

Emile Coue'nun bu sözleriyle sorumuzu yanıtladığımızı düşünüyorum. Unutmayın sevgili gençler; sizleri de ÖSS'ye hazırlanırken diğer arkadaşlarınızın gerisinde bırakan birçok olumsuzluk sayabiliriz. Ama bunların hiçbiri başarısızlıkta tek etken değildir. Sizler hayatta hangi işe teşebbüs ederseniz edin, önünüzdeki en büyük engel yine sizsiniz. Çünkü teşebbüs ettiğiniz işle ilgili kafanızda yarattığınız olumsuz düşünceler, içinden çıkamadığınız başaramama korkusu, güvensizlik, yetersizlik endişesi vb. bütün bunlar aşılması zor olan büyük engellerdir ve ne yazık ki, bunların hepsinin mimarı yine sizsiniz. Pek çok kişi bu tür olumsuzluklara yol açan zihin durumunu ve aklından geçenleri kontrol edemeyeceğini düşünür. Oysa zihinsel faaliyetlerinizi ve davranışlarınızı, rahatlıkla kontrol edebilecek kapasitedesiniz. Peki, bunu nasıl yapabilirsiniz? Tabii ki bilinçaltını kullanarak... Çünkü bilinçaltı pek çok yönden inanılmaz derecede güçlü olmasına rağmen insanı kolaylıkla da şaşırtılabilmekte ve söylenen her şeye inanabilmektedir. Bilinçaltınızı yönlendirmek tamamen sizin elinizdedir. Eğer sizler başaramama korkusuyla yatıp kalkarsanız ve "konu eksiğim çok fazla, sürekli dikkatsizlik yapıyorum, sınavlarda hep heyecanlanıyorum, yine başaramayacağım"  tarzında olumsuz düşünceleri dile getirirseniz bilinçaltınız söylediğiniz bu sözlere inanır ve ne yazık ki korktuğunuz şey başınıza gelir başarısızlık! Bu nedenle başaramama korkusunu ve beraberindeki bütün olumsuz düşünceleri zihninizden silip atın. Siz sadece olumlu şeyleri düşünmeye gayret edin, başardığınızı ve bunun sonucundaki olumlu her şeyi hayal edin yani kısaca başarıyı içinizde yaşamaya çalışın. Göreceksiniz her şey daha güzel olacak!

Sevgili gençler; insanlar inanmadıkları şeylerin peşinden koşmazlar. Çünkü inanç olmazsa yapılan hiçbir işten verim alınamaz. Aynı şekilde siz de ÖSS'yi kazanacağınıza gerçekten inanırsanız bu sizin çalışma potansiyelinizi belirler ve sizi inanılmaz derecede güçlü ve enerjik yapar. Henry Ford'un dediği gibi: "Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız."

İşte bu nedenle başarınıza engel olacak her türlü olumsuzluğu içinizden uzaklaştırın, elinizin tersiyle bir kenara itin ve bu tür olumsuz düşünceleri kendinize yasaklayın. Güçlü olun. Gerçekten isterseniz kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. Artık bütün olumsuzlukları süresiz bir tatile göndermenin zamanı geldi de geçiyor. Derin bir nefes alın ve ileriye doğru bakın, başarı sizi bekliyor.

Peki, hedef belirlemek size ne kazandırır?

4 Hedef belirleme kendinizi kontrol altında tutmanıza imkân sağlar.

4 Sizi gelişigüzel olayların akışına kapılmaktan alıkoyar.

4 Sizde belirlediğiniz hedeflere ulaşmak için davranış biçimleri geliştirir.

4 Tertipli ve düzenli olursunuz.

4 Planlı ve programlı çalışma alışkanlığı kazanırsınız.

O halde bir an önce hedefinizi netleştirin. İleride ne olmak istiyorsanız bunu büyük bir kâğıda yazın ve size bunu sürekli hatırlatması için çalışma masanızın tam karşısına asın. Bu davranış, hedefinize ulaşma yolunda uyarıcı görevi yapacak ve sizi sürekli canlı tutacaktır. Başarılı olmuş insanların tamamı belli hedefleri olan insanlardır.

Mevlana ne güzel söylemiş: "Gayesi olmayanın varlığından şüphe ederim". Aslında hedef belirleyememek bir yerde kendine güvensizliğin işaretidir de. Ne yazık ki, üniversiteye hazırlık süreci kendine güvensizliği affetmez. Sizler gideceğiniz limanı bilmelisiniz. Rüzgârı arkanıza alarak geleceğe ümitle yürümelisiniz.

Sevgili gençler, hedef belirlemek şart dedik ama doğru hedefi belirleyebilmek çok önemli. Ulaşamayacağınız hedeflerle asla zaman kaybetmeyin. Çünkü gücünüzü aşan hedefler sizi başarısızlığa ve dolayısıyla da mutsuzluğa sürükler. Güveninizi kaybedersiniz ve çalışmanız gereken derslerden uzaklaşırsınız. Sadece gerçekçi bir hedef sizi başarıya ulaştırır. Bu nedenle kendinize karşı dürüst olun. Gücünüzü ve olanaklarınızı doğru tespit edin. Bu sizi gerçekçi bir hedefe ulaştıracaktır.

Önce hedefinizi belirleyin!

"Amacını açık seçik belirlememiş bir kişi dümeni olmayan bir gemiye benzer. Gemi sürekli yol alır, içindekiler çalıştıklarını zannederler. Ancak geminin akıbeti şans ve kadere kalmıştır. Böyle bir gemi kayalara çarparak parçalanacağı gibi, hiç ilgisiz bir limana da gidebilir. Hiçbir rüzgâr onun için yararlı olamaz." Seneca

Her insanın kendine özgü yaşam hedefleri vardır ve herkes bu hedeflere ulaşmak ister. Hedef belirlemek insanların zihinlerindeki bulanıklığı ortadan kaldırır ve düşüncelerini netleştirir. Bu nedenle hedefi belli olan öğrenciler hedeflerine doğru ilerlerken, hedefleri olmayan öğrenciler de Seneca'nın da söylediği gibi rotası belli olmayan bir gemi gibi yaşam denizinde amaçsız bir şekilde dolaşır dururlar. Bu amaçsızlık ne yazık ki yer yer ümitsizliğe ve ÖSS için yeterince çalışamamaya da neden olur. Unutmayın ki başarıya ulaşmanın ilk şartı, hedef belirlemektir. Öyleyse önce yaşamdan ne beklediğinize karar vermelisiniz ve rotanızı çizmelisiniz.

milli gazete

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

öss de değişim

YÖK'ün perşembe günü yapacağı ÖSS değişikliği ile ilgili toplantıda, 2009 yılı için meslek liselilerin kendi alanlarında yükseköğretim programlarına devamının sağlanması bekleniyor..

Yüz binlerce öğrencinin heyecanla beklediği ÖSS değişikliğiyle ilgili karar için geri sayım başladı. Meslek liselilerin kendi alanlarıyla ilgili bölümlere girişlerinde yaşadıkları katsayı dezavantajının kaldırılması bekleniyor. ÖSS değişikliğiyle ilgili çalışma kapsamında YÖK'e 70'i üniversitelerden diğerleri dernekler, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve kişilerden olmak üzere 400'e yakın görüş geldi. YÖK'te oluşturulan komisyon gelen önerilerde ortak şikâyet konularını tespit etti. YÖK Genel Kurulu'na sunulmak üzere alternatifli raporlar hazırlandı. Perşembe günü toplanacak YÖK Genel Kurulu üyeleri 2009 yılı için kısmi, 2010 yılı içinse kapsamlı değişiklik içeren bu raporları değerlendirecek.

2009 DEĞİŞİKLİĞİ 
Buna göre bu yıl yapılacak ÖSS'de meslek lisesi mezunları öncelikle yeni kurulan uygulama ağırlıklı teknoloji, sanat ve tasarım ile turizm fakültelerine yönlendirilecek. Ayrıca meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarının devamı niteliğindeki bölümlere katsayı eşitliği ile geçme imkânı verilmesi bekleniyor. Bu durumda elektrik bölümünde okuyan meslek lisesi öğrencisi üniversitede de elektrikle ilgili bölümlere diğer liselilerle eşit koşullarda başvurabilecek. Ancak İmam Hatip Lisesi mezunlarının hangi alanlara devam edeceğiyle ilgili çalışma bir netlik kazanmadı. Bu konuya YÖK üyeleri karar verecek. Öneriler arasında meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girişlerini zorlaştıran katsayının kaldırılması veya "Makul bir seviyeye çekilmesi" de bulunuyor.

2010 DEĞİŞİKLİĞİ 
2010 yılında ÖSS sisteminde yapılacak kapsamlı değişikliğin de çatısı belirlenecek. YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı'nca önerilen lise bitirme sınavına sıcak bakıyor. Ortaöğretimi güçlendireceği ve ÖSS'ye girecek öğrenci sayısını azaltacağı için olumlu bulunan bu öneri kabul görürse üniversiteye iki aşamalı sınavla girilecek. Lise bitirme sınavını geçen öğrenciler kendisini ilgilendiren derslerden İngiliz modeli olarak ifade edilen ikinci bir sınava girecek. Buradan aldığı puanla tercih yapacak.

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Görme engelliye sesli SBS sınavı

Seviye Belirleme Sınavı`nda (SBS) engellerle karşılaşan görme özürlü öğrenciler için Milli Eğitim Bakanlığı harekete geçti.

Görmeyen öğrenciler `sesli` duymayanlar ise `resimli` sınavlara sokulacak. Ortopedik engelliler ise sınavdaki soru şıklarını kızıl ötesi makineyle işaretleyecek.

 

Milli Eğitim Bakanlığı`ndan (MEB) bir ilk. Haziran ayında yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavı`nda (SBS) ilk kez görme engelli öğrencilere `sesli`, işitme engelli öğrencilere de `sembol` sorular yöneltilecek. Kolları olmayan öğrenciler alınlarına takılacak özel kızıl ötesi makinelerle şıkları işaretleyecek.

 

EĞİTİMDE TARİHİ KARAR

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), engellilerin sınavlarda dezavantajlı duruma düşmelerine son verecek tarihi bir karara imza attı. Seviye Belirleme Sınavı`nı (SBS) yapan MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, Haziran 2009`da yapılacak olan sınavlarda soruları, görme engelli öğrencilere `sesli`, işitme engelli öğrencilere de `sembol ve işaretlerle` soracak.

 

CD OLARAK DAĞITILACAK

 

Bu öğrenciler sınava okulların bilgisayar sınıflarında girecekler. Sorular öğrencilere CD olarak dağıtılacak. Öğrenciler soruları kulaklık yardımı ile duyacak. Cevaplarını da özel `mouse`larla işaretleyecek. MEB`de optik okuyucu yerine sınav sonucu için CD`leri değerlendirecek.

 

SEMBOL VE RESİMLİ SORULAR

 

Sınavlarda öğrencilerin seçenekleri ve soruları istedikleri kadar dinleme imkanı da bulunacak. İşitme engellilerin, sınav olduğu bilgisayar ekranı ikiye bölünecek, bir tarafında işaret dili kullanılırken, diğer tarafında semboller ve resimlerle anlatılacak. Örneğin, öğrenci soru içinde geçen `böbrek` kelimesini işaret dili ile anlamazsa, ekranın diğer tarafında `böbrek` resim ve şekillerle anlatılacak.

 

Kızıl ötesi makina

 

Yeni uygulama tüm ortopedik engelleri giderecek şekilde kapsamlı olarak hazırlandı. Örneğin iki eli de olmayan adaylar için yine bilgisayarlardan yararlanılacak. Bu adayların cevapları işaretleme şansı olmadığı için, alınlarına takılan ve kızıl ötesi ile çalışan makineler sayesinde istedikleri cevap şıkkını başlarını sağa, sola, aşağı, yukarı oynatarak işaretleyebilecekler. Bu yeniliklerle birlikte engelli öğrencilerin yanında sınava giren `yardımcı öğretmen` uygulamasına da son verilecek.

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri

Haksız propagandaya Bakanlık 'Dur' diyecek

Özel okullar ve dershaneler kendi reklamlarını yapmak için başarılı öğrencileri transfer etmeyi abartınca Milli Eğitim Bakanlığı haksız reklama karşı tedbir aldı. Başarı sıralamasını artık Bakanlık açıklayacak..
Özel okullar ve dershanelerle ilgili olarak yıllardan beri sürdürülen propagandalara Milli Eğitim Bakanlığı el koydu. Bakanlık, dershane ve özel okulların en başarılı öğrencileri çeşitli armağanlar karşılığında kendi kuruluşlarına kaydettirmelerine karşı önlem alacak bir çalışma başlattı. Bakanlık, özel vaatlerle kayıt ettirilen öğrencilerin başarılarını kendilerine mal eden ve haksız reklam yapan okul ve dershanelere karşı, gerçek başarı sırasını açıklama kararı aldı. Bilindiği gibi, dershaneler ve özel okullar, okulları tarayarak en başarılı öğrencileri çeşitli armağanlar karşılığında dershanelerine ve okullarına alıyor, bu öğrencilerin sınavlardaki başarılarını kullanarak okullarına ve dershanelerine öğrenci akışını sağlıyordu.Bu uygulamanın yaygınlaşmasıyla, dershaneler ve okullar arasında da öğrenci transferleri başlamıştı. Özel okulları bünyesinde toplayan dernekler, konunun haksız rakabete girdiğini dile getirerek, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu duruma el koyması için girişimde bulundu. 

NUMARASINDAN BULUNACAK 
Bakanlık konuyla ilgili Teftiş Kurulu ve Sınav Yürütme Kurulunu görevlendirdi. Konu ile ilgili yaptığı inceleme sonunda, Teftiş Kurulu Başkanlığı, başarılı olduğunu ilan eden bir çok dershane ve okulun başarısının açıklandığı gibi olmadığını belirledi. Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Prof. Dr. Nizami Aktürk, geçmiş dönemlerde haksız rekabete yolaçan çeşitli yayınlar yapıldığını belirterek konuyla ilgili şunları söyledi: "Geçmiş yıllarda gerekli inçelemeleri müfettişler yapıyordu. Fakat, araştırmaların sonucuna varmak uzun zaman alıyordu. Şimdi bu süreyi en aza indirdik çünkü, öğrencilerin kayıtları artık e-kayıt sistemiyle yapılıyor. Öğrenci vatandaşlık numarasıyla kayıt oluyor. Öğrencinin başka bir okula gitmesi veya dershane değiştirmesi bilgisayardan anında takip edilecek. Böylece sonuca kısa sürede varmamız mümkün olacak. Önümüzdeki yıl bu tür eğitim kurumlarını ve dershaneleri rahatlıkla açıklıyabileceğiz." Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖ- DER) Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Adil Çağlar, "Kişiler yanlış ilanlar yüzünden yanıltılıyorlar. Son aylarda bir kuruma devam eden öğrencinin başarısı ne okula, ne de dershaneye çıkartılamaz" diye konuştu.
 

ÖĞRENCİLERİN KAÇ YILDIR AYNI OKULA DEVAM ETTİĞİ BELİRLENECEK 

Velileri yanılttığı iddia edilen ilanlar için çalışmalar yapan Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Sınav Teknolojiler Genel Müdürlüğü yetkileri, her yıl sınavlardan sonra başarılı okulları ve dershaneleri açıklayacak. Açıklamada, sınavlara katılan öğrencilerin tümünün aldıkları puanların ortalaması yayınlanacak. Ayrıca, sınavlarda ilk 100'e giren öğrencilerin mezun olduğu okula kaç yıldan beri devam ettiği belirtilecek. Dershanelerde ise dershaneye devam eden tüm öğrencilerin aldıkları puanların ortalaması ve kaç öğrencinin nerelere girdiği açıklıkla belirtilecek. 
 sabah

 matematik etkinlikleri
matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri - matematik etkinlikleri